“Kafasına taş mı düştü?” diye soruyorlar.
Hayır… Taş düşmedi. Gerçekler çarptı.
Düne kadar AK Parti’ye, MHP’ye/Cumhur ittifakına/iktidara kapıları kapatan; siyaseti kavga, dili gerilim, üslubu öfke üzerine kuran bir genel başkan vardı. Yanındaki dar/vizyonsuz ekip ne dediyse onu yapan, rüzgâr nereye eserse oraya savrulan kukla bir profil…
Bugün ise Manisa’da çıkıp, “İktidarı davet edeceğiz, onların davetine de katılacağız” diyen başka bir Özgür Özel görüyoruz.
Bu bir vizyon sıçraması mı?
Hayır!
Bu, zorunlu bir geri adım.
Çünkü dünyamız yanıyor, bölge kaynıyor, ülkemiz büyük bir mücadele veriyor. Ve artık kavgacı, çapsız, günü kurtaran siyasetle yol alınamayacağı çok net görülüyor.
Özgür Özel’in yüzündeki o isteksiz ifade de bunu ele veriyor zaten: Söylediklerine kendisi bile tam inanmıyor ama buna mecbur.
CHP’nin kendi içinden bile “vizyonsuz”, “kukla”, “emanetçi”, "ŞARLATAN" ithamlarına maruz kalan Özgür Özel’in sonunda “önce ülkem” demeye gelmesi ironiktir; ama gecikmiş de olsa doğrudur. Keşke bu noktaya, aziz milletimizi kutuplaştırarak, ve ülkesini Avrupa'ya şikayet ederek değil; baştan aklıselimle gelinebilseydi.
Bugün yapılan açıklama bir erdemden değil, çaresizlikten doğmuştur.
Ama yine de şunu teslim edelim:
Ülkemizin birlik mesajına ihtiyacı vardır. Her kimden gelirse gelsin!
Sorun şu:
Bu söylemleri samimi mi, yoksa yeni bir makyaj mı? İşte asıl sınav şimdi başlıyor.
İnanmak istiyorum. Ama hiç inandırıcı gelmiyor...